Almanya, ABD kasalarında tutulan önemli altın rezervlerini geri çekme konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya. The Guardian'ın Cumartesi günü bildirdiğine göre, bu durum Trump yönetiminin öngörülemezliği ve Atlantik ötesi ilişkilerdeki değişimlere dair artan endişelerden kaynaklanıyor. Almanya, dünyanın en büyük ikinci ulusal altın rezervine sahip ülke konumunda. Bu rezervlerin ABD'de tutulması, Soğuk Savaş döneminden kalma bir uygulama olup, olası bir Sovyet işgali durumunda altınların güvende olmasını sağlamayı amaçlıyordu. Ancak günümüzde jeopolitik dinamikler köklü bir şekilde değişmiş durumda ve bazı Alman ekonomistler, ulusal varlıkların yabancı bir ülkede, özellikle de siyasi belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde tutulmasının riskli olduğunu savunuyor. Bu durum, Almanya'nın kendi varlıkları üzerindeki kontrolünü artırma ve olası dış şoklara karşı daha dirençli olma isteğini yansıtıyor.
Bu çağrılar, Almanya'nın ekonomik bağımsızlığını ve ulusal güvenliğini pekiştirme arayışının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Trump döneminde ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerinde yaşanan gerilimler ve tek taraflı kararlar alma eğilimi, Almanya'nın kendi varlıkları üzerindeki kontrolünü artırma isteğini tetiklemiş durumda. Altın rezervlerinin Almanya'ya geri getirilmesi, sadece sembolik bir anlam taşımakla kalmıyor, aynı zamanda olası bir küresel ekonomik veya siyasi kriz anında ülkenin finansal istikrarını daha doğrudan güvence altına alma potansiyeli sunuyor. Bu tartışma, sadece ekonomik bir mesele olmaktan öte, Almanya'nın uluslararası arenadaki konumunu ve ABD ile olan stratejik ortaklığını yeniden değerlendirme sürecini de yansıtıyor. Ekonomistler, bu adımın Almanya'nın finansal egemenliğini güçlendireceğine ve gelecekteki belirsizliklere karşı daha iyi bir koruma sağlayacağına inanıyorlar.
Almanya'nın ABD'deki altın rezervlerini geri çekme talebi, değişen jeopolitik dengeler ve ulusal ekonomik bağımsızlık arayışının önemli bir göstergesidir.