Agar, 1881'de laboratuvarlara girmesinden bu yana, mikrobiyolojide vazgeçilmez bir kültür ortamı olarak önemini koruyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında, bu karmaşık polisakkarit, ülkeler için hayati bir stratejik madde haline geldi. İngiltere, Şili, Yeni Zelanda ve Güney Afrika gibi birçok ülke, belirli kırmızı alglerin hücre duvarlarını oluşturan agar içeren deniz yosunlarını toplamak için seferber oldu. Hatta ABD Savaş Üretim Kurulu, agar'ı bakır ve kauçuk gibi "kritik savaş malzemesi" olarak sınıflandırarak sivil kullanımını kısıtladı. Sadece müttefiki Japonya'dan tedarik sağlayan Nazi Almanyası bu durumdan etkilenmedi. Agar olmadan, aşılar ve penisilin gibi "mucize ilaçlar" üretilemezdi, bu da savaş zamanında halk sağlığı hizmetlerinin çökme riskini taşıyordu.
Deniz yosunlarından elde edilen ve jel benzeri bir substrata katılaştırılan agar, bilim insanlarının aşı üretimi ve antibiyotik testi için mikropların kolonilerini büyüttüğü yüzeyi sağlar. Mikrobiyologlar, agarın oluşturduğu bu jel yüzeyine mikroorganizmaları yaydıklarında, bireysel hücreler kolayca gözlemlenebilen, seçilebilen ve daha fazla deney için çoğaltılabilen belirgin koloniler halinde çoğalır. Son 150 yıldaki biyolojik araştırmaların en önemli bulgularından çoğu, CRISPR/Cas9 gen düzenleme aracının keşfi de dahil olmak üzere, agar sayesinde mümkün olmuştur. Agar'ın bir türevi olan agaroz da, DNA parçalarını boyutlarına göre ayıran gözenekli jel matrisi sayesinde jel elektroforezi gibi moleküler biyoloji tekniklerinde temel bir rol oynar.
Agar'ın bu kritik önemi, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana bilim insanlarını tedarik zinciri kesintisi durumunda alternatifler aramaya itmiştir. Özellikle son zamanlardaki kıtlıklar benzer endişelere yol açsa da, diğer kolloid jeller ortaya çıkmış olsa da, agarın yerini tam olarak dolduracak bir alternatif henüz bulunamamıştır.
Bilimsel araştırmalardan aşı üretimine kadar birçok alanda temel bir bileşen olan agarın, savaş zamanlarında dahi stratejik bir öneme sahip olduğu ve modern biyolojinin gelişiminde kilit rol oynadığı anlaşılmıştır.