Yazar, 25 yılı aşkın süredir ABD göçmenlik süreciyle iç içe olduğunu ve 2022'de vatandaşlık aldığını belirterek, Amerikalıların kendi göçmenlik sistemlerinin ne kadar karmaşık ve zorlu olduğundan bihaber olduğunu vurguluyor. Geçmişte bu durumun sadece sinir bozucu olduğunu, hem liberallerin hem de muhafazakarların "kurallara uymak yeterli" gibi yüzeysel yorumlar yaptığını ifade eden yazar, günümüzde ICE'ın (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) eylemleriyle (insan kaçırma, toplama kamplarına gönderme, işkence veya sınır dışı etme) durumun korkutucu ve öfke verici bir hal aldığını belirtiyor.
Yazar, kendi göçmenlik deneyimini "en kolay ayarda" yaşadığını, zengin ve anadili İngilizce olan biri olarak pahalı göçmenlik avukatlarını karşılayabildiğini, bunun süreci çoğu göçmen için olduğundan on binlerce kat kolaylaştırdığını açıklıyor. Amerikalıların savunduğu "puan bazlı" sistemin aslında zaten var olduğunu, çünkü göçmenlik sürecinin avukatlık ücretleri nedeniyle on binlerce dolara mal olduğunu ve avukatsız navigasyonun neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor. Trump'ın "Altın Vize"sinin de benzer şekilde sadece zenginlere hitap ettiğini ekliyor.
Yazar, tipik göçmenlik yolunun kurumsal bir işveren aracılığıyla olduğunu ve işverenin avukatlık ücretlerini ödediğini, ancak bunun ikameti istihdama bağladığını ve işten ayrılmayı riskli hale getirdiğini belirtiyor. Kendi avukatlarını bir arkadaşı aracılığıyla bulduğunu, ancak göçmenlik firmalarının müşterilerinin kapsamlı idari desteğe sahip olduğunu varsaydığını, bu durumun kendisi gibi idari asistanı olmayanlar için 300 sayfalık belgeleri 48 saat içinde toplama gibi zorluklara yol açtığını detaylandırıyor.
ABD göçmenlik sistemi, zengin ve ayrıcalıklı kişiler için bile bürokratik engellerle dolu, sıradan göçmenler için ise insani krizlere yol açan karmaşık ve adaletsiz bir yapıdır.