Yazar, Çin'i hem ekonomik hem de jeopolitik bir tehdit olarak görmesine ve ABD'nin çip ve çip üretim ekipmanı satışını durduran ihracat kontrollerini desteklemesine rağmen, ABD'nin Çin yapımı otomobillerin ülkeye girişine izin vermesi gerektiğini savunuyor. Bu şaşırtıcı duruş, Kanada'nın Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara uyguladığı tarifeleri önemli ölçüde düşürme kararıyla tetiklendi. Yazar, ABD'nin de benzer bir strateji izleyerek faydaları maliyetlerden daha ağır basacak şekilde hareket edebileceğini öne sürüyor.
Kanada'nın anlaşması kapsamında, Çinli elektrikli araçlara uygulanan %100'lük tarife %6.1'e düşürülecek ve yıllık 49.000 adetlik bir kota belirlenecek, bu kota beş yıl içinde 70.000'e çıkacak. Anlaşma ayrıca Çin'in Kanada'nın otomotiv sektörüne önemli yatırımlar yapmasını ve karşılığında Çin'in Kanada'nın kanola tohumuna uyguladığı tarifeyi düşürmesini içeriyor. Bu hamle, Trump'ın Kanada'ya yönelik tehditleri, iki ülke arasındaki ilişkilerin genel olarak kötüleşmesi ve ABD'nin Çin'deki otomotiv yatırımlarının düşüşe geçmesi gibi faktörler nedeniyle Kanada'nın ABD politikasından ayrılma isteğini yansıtıyor. Yazar, Trump'ın zorbalık taktiklerinin genellikle istenmeyen sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.
ABD'nin şu anda Çin yapımı elektrikli araçlara %125'lik bir tarife uyguladığını ve Çin yazılım ekosistemlerine bağlı araçları yasakladığını hatırlatan yazar, ABD'nin Kanada'nın liderliğini takip etmesi gerektiğini savunuyor. Ancak bu, sadece tarifeleri düşürmek ve ithalatı sınırlamakla kalmamalı. ABD, Kanada'nın "belirsiz vaatler" yerine, yerel yatırımlar ve teşvikler konusunda çok daha sağlam taahhütler talep etmeli. Bu şekilde, Çinli elektrikli araçların ABD pazarına girişi, ülkenin kendi otomotiv sektörüne zarar vermeden fayda sağlayabilir ve rekabeti artırabilir.
ABD'nin Çinli elektrikli araçlara yönelik mevcut politikalarını yeniden değerlendirmesi ve Kanada'nın stratejisini kendi çıkarları doğrultusunda uyarlaması gerektiği savunuluyor.