Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık dokunulmazlığı, görevdeki başkanların resmi eylemleri için sivil veya cezai dokunulmazlığa sahip olması kavramını ifade eder. Bu dokunulmazlık, Anayasa'da veya herhangi bir federal yasada açıkça belirtilmemiştir. Ancak, ABD Yüksek Mahkemesi, 2024 yılında verdiği Trump v. United States kararında bu konuya açıklık getirmiştir. Mahkeme, tüm başkanların temel anayasal yetkiler kapsamındaki resmi eylemleri için mutlak cezai dokunulmazlığa sahip olduğuna, diğer resmi eylemler için varsayımsal dokunulmazlığa sahip olduğuna ve resmi olmayan eylemler için ise hiçbir dokunulmazlığa sahip olmadığına hükmetmiştir. Bu karar, eski Başkan Donald Trump'ın görevdeyken işlediği iddia edilen suçlardan mutlak dokunulmazlık talep etmesi üzerine alınmıştır.
Yüksek Mahkeme daha önce 1982 tarihli Nixon v. Fitzgerald davasında, başkanın görevlerinin "dış çevresi" içindeki davranışlar için sivil tazminat davalarından mutlak dokunulmazlığa sahip olduğuna karar vermişti. Ancak, 1997'deki Clinton v. Jones davasında, mahkeme, görevdeki başkanların başkanlık öncesi davranışlardan kaynaklanan davalara karşı geçici dokunulmazlığına karşı hüküm vermiştir. Adalet Bakanlığı, 1973 ve 2000 tarihli iki Hukuk Müşavirliği Ofisi muhtırası uyarınca, başkanların tutuklama ve cezai kovuşturmadan da dokunulmazlığa sahip olduğu görüşünü benimsemiştir. Tarihsel olarak, Richard Nixon, Bill Clinton ve Donald Trump gibi başkanlar görevdeyken cezai soruşturmalara tabi tutulmuş, ancak hiçbiri görevdeyken yargılanmamıştır. Bu durum, başkanlık dokunulmazlığının karmaşık ve sürekli gelişen bir hukuki alan olduğunu göstermektedir.
ABD Yüksek Mahkemesi'nin son kararı, başkanlık dokunulmazlığının kapsamını netleştirerek gelecekteki başkanların hukuki sorumluluklarına dair önemli bir emsal teşkil etmektedir.