1978 yılında 10 yaşındaki bir çocuk, Disneyland'deki Space Mountain'a bindikten sonra ters dönen bir roller coaster hayal etmeye başlar. Bu fikrin ilk başta çılgınca olduğunu düşünse de, Spin Out gibi dönen odalı bir lunapark aracını hatırlayarak bunun mümkün olabileceğine ikna olur. Hayalini en iyi arkadaşı Daschle ile paylaştığında, Magic Mountain'da Revolution adında tek döngülü benzer bir projenin zaten yapım aşamasında olduğunu öğrenir. Ancak bu durum onu yıldırmaz; aksine, kendi "Quadrupuler" adını verdiği, dört döngülü çok daha iyi bir roller coaster tasarlamaya karar verir.
Çocuk, altı kağıdı birleştirerek renkli kalemlerle detaylı planlarını çizer. Yükseklikleri katlarla, hızları ise mil/saat cinsinden belirtir. Ardından, strafor ve balsa ağacından bir model inşa etmeye başlar. Ancak, her bir küçük traversi kesip yapıştırmanın yavaş ilerlemesi ve ödevleri nedeniyle projenin beş ay süreceğini fark eder. Bu durum onu neredeyse vazgeçme noktasına getirse de, "bir seferde bir parça" (one piece at a time) mottosunu benimseyerek devam eder. En büyük zorluklardan biri, balsa ağacının bükülmemesi nedeniyle döngüleri nasıl yapacağıdır.
Bir sabah, döngüler için parlak bir fikir bulur: plastik şeritleri ocak alevinde ısıtıp soğurken bükmek. Bu çözüm, daha önce Daschle ile yaşadığı ve kontrol dışına çıkan bir karton kutu yangını deneyiminden ders çıkardığı için dikkatli bir şekilde uygulanır. Bu hikaye, çocukluk hayallerinin peşinden gitmenin, yaratıcı problem çözme yeteneğinin ve azmin önemini vurguluyor.
Çocukluk hayallerinin peşinden gitmenin, yaratıcı problem çözme yeteneğinin ve azmin, imkansız görünen fikirleri gerçeğe dönüştürme potansiyelini gösteren ilham verici bir hikaye.